Konvoyun içindeyim. Bir ayrılışın kutlaması var. Herkes, benden ayrılıyor diye mutlu sanki. Yüzüme gülüyorlar. Sarılıp vedalaşıyoruz.
O anda bulutlar dağılıyor. Arkasını dönen, gözyaşını siliyor. Gülen yüzlerle gözyaşları birbirine karışmış. Kalabalıkta bir karışıklık oluyor.
Birisi tek el ateş ediyor, ayrılığı vuruyor.
Ayrılık ölmüyor, gelip sol tarafıma oturuyor. Dönüp bana bakıyor. Yol arkadaşım gülümsüyor.
En sevdiklerim burada kalıyor, ben gidiyorum. İki damla yaş, gözlerimle vedalaşıyor. Elimin tersiyle bitiriyorum o anı. Onlar yok olup ölüyorlar.
Otobüsün camından dışarıyı seyrediyorum. Kaç kilometre, kaç dakika geçiyor, bilmiyorum.
“Kim ateş etti?” diye düşünüyorum. “Kim öldüremedi de ayrılığı yanıma yolladı? En çok kimin yokluğu koydu bana?”
⸻⸻
Onunla tesadüfen karşılaştım. Göz göze gelince bana gülümsedi. Tam bir yer bulup oturmuştuk ki bir el bombası patladı. Etrafta ne varsa paramparça oldu, kayboldu.
Bir tek o kaldı.
Karşımda oturup o kadar çok şey anlattı ki geçen zaman yokmuş gibi geldi bana. Sonra olay yeri sürekli değişti.
Savaş devam ediyordu.
Bombardımanlar…
Durmadan yeni yerler keşfediyorduk. Her gün beni alıp sevdiği yerlere götürüyordu. Hep yeni şeyler yapmak istiyordu. Tekrar, onun için yok demekti.
Çatışmalarda kaybettiklerim oldu.
Bir gün bilmediğim bir yerde açtım gözlerimi. Başımda kocaman bir sargı vardı. Hafıza kaybı yaşamıştım. Unuttuklarım, hiç yaşanmamış saydıklarım oldu.
Unuttuklarımı hiç umursamadım…
⸻⸻
Savaş bitmişti. Silah seslerini duymaz olmuştum. Bütün birlikler geri çekilmişti. İki taraf bir masaya oturdu.
Dünyanın en büyük barışına imza attık.
Herkes bizi deli gibi alkışlıyordu. Danslar edildi, pastalar kesildi, deliler gibi eğlenildi. Bu imza daha kaç gün, kaç gece kutlandı…
Herkes gittiğinde baş başa kaldık. Ortalık sütlimandı. Koskoca ülke bize kalmıştı. İlk iş olarak toplar ve tüfekler yasaklandı. Mutlulukla hareket emrini almıştık. Yeni dünyamıza hemen ayak uydurduk.
Kahramandık nasıl olsa…
Kulağıma çığlıklar geliyordu. Önce savaş sandım. Vuruldum mu diye üzerimi kontrol ettim. Bir şeyim yokmuş. Ayağa kalktım.
Bayılmışım…
Seni cephede gördüm. Elini bana uzatmış, yardım istiyordun. Yanına koştum.
“Buradayım,” dedim sana.
Çok geçmeden oğlan(lar) da geldi.
Biz savaşı bekliyorduk ama barış sürpriz oldu aslında…