“Gece durgundur, perdesi saklar hayallerimizi…”
Sabaha kadar gözümü kırpmadım. Oysa dinlenmeye ihtiyacım vardı. Neyse ki yaz geliyor, ortalık artık erkenden aydınlanıyor.
Gece her ne yaşanmış olursa olsun fark etmiyor.
Gün bir kez daha doğuyor…
⸻⸻
Kahvaltı için markete gitmeye karar verdim. Şu sabah kahvaltısı entelliğini yapmak istemiyorum ama artık alışkanlık olmuş. Kendimi gazetelerin, dergilerin arasında buluyorum.
“Teknoloji denen bir şey var,” diyor her defasında bizim ufaklık, gülerek.
Yiyecek bir şeyler aldım. Kasaya gidiyordum ki uçurtmalar gözüme çarptı. Sanki rengârenk bir dünya kurmuşlardı.
Eskiden biz onları binbir zahmetle hazırlardık. İpiydi, tahtasıydı, heyecanıydı…
Artık bunun da hazırı vardı.
Ufaklığın en sevdiği renkte, pembe bir uçurtma aldım.
⸻⸻
Eve döndüğümde ahali uyanmıştı. Uçurtmayı gören ufaklık, bu kez ödül olarak olsa gerek, gazetelere ses etmedi.
Gülümsedim.
Kahvaltı, “Hadi! Hadi!” baskılarıyla geçti. Bahçeyi geçen hafta temizletmiştim. Ufaklık, elinde uçurtmayla koşmaya başladı.
Bu şehri rüzgârından dolayı bir kez daha sevdim.
Salıncağa oturup onu bir süre seyrettim. Sanki gökyüzünde uçan uçurtmayla birlikte bütün dünya onun kontrolündeydi.
Huzurlu ve mutluydu…
⸻⸻
“Gerçekten olmak istediğin yerde misin?” diye sordum kendime.
“Uğruna her şeyi elinin tersiyle ittiğin kuralların, amaçların seni nereye getirdi? Bir uçurtmanın ipini tutan kız kardeşin kadar mutlu musun? Peki, onun kadar hayal kurabiliyor musun? Mutlu olacağın günleri heyecanla bekleyebiliyor musun?
Huzurlu musun?”
⸻⸻
Dalmıştım. Koşarken düşmek üzere olan prensesi son anda fark ettim.
“Az daha düşüyordum…”
Yanına gittim.
“Gökyüzünde bir uçurtma uçuruyorsan, üstüne bir de gözlerini onun güzelliğinden alamıyorsan yerde ayağına takılmayı bekleyen taşları unutursun.”
Bana baktı. O küçücük yaşına rağmen verdiği cevabı kaç dakika düşündüğümü hatırlamıyorum:
“Belki taşların görevi, bir gün düşebileceğini hatırlatmaktır.”
Sözünü tamamladım:
“Ama hayat, uçurtmayı uçurmaktır.”
Birbirimize sarılıp gülümsedik.
Öyleyse biz de hayatın gözlerinde uçarız…