25 Kasım 2011 Cuma

saatin 25'i

        Saatin 25’i…

        Zamanı geldi, yola çıkmam gerek. Havanın soğuk olduğunun farkındayım. Camı açtığımda soğuk, yokluğun gibi yüzüme vurdu. Ortalık buz kesti.

        Üşüdüm ama durmadım.

        Kafamda binbir soruyla buluşacağımız mekâna ulaştım. Buraya ilk kez geliyordum. Kapısında durduğumda birbirimizden gittikçe uzaklaştığımızı fark ettim.

        Seninle buraya hiç gelmemiştim…

⸻⸻

        Son kavgamızdı. Sen ilk kez benden uzaklara gitmeye kalkışmıştın. Arkandan susmuş, soğuğa ortak olmuştum.

        Yokluğunda insanı uyuşturan bir şey vardı. İçimden deli gibi peşinden koşmak geliyordu. Ben ise koltukta kıpırdamadan saatlerce oturdum.

        Kendime geldiğimde elimde kadehle, buğulanan cama adını yazarken buldum kendimi.

        Gitmiştin.

        Senin ardından oda da kayboldu…

⸻⸻

        İsmine ayrılmış yere oturdum. Seni beklerken içimde, her şeyi düzeltmeye dair bir umut vardı. Dakikalarca öylece ismini seyrettim.

        Sonra sen uzaktan, yavaş yavaş geldin.

        Daha ilk dakikada bir yabancı gibi baktın gözlerime. İçimdeki umut o anda buz kesti. Bizimle ilgili konuşuruz diye umut etmiştim.

        Seviyorduk ya birbirimizi…

        Ne sen olmalıydın ortalıkta ne de ben.

        Ama şimdi sen karşımdaydın, ben seni dinliyordum…

⸻⸻

        Sen yokken yastığına sarılarak uyudum. Uykuya dalmadan önce elbiselerini uzun uzun seyrettim. Sen onların içindeyken yaşadığımız her hatıra gözlerimin önünden geçti.

        Onca yaşanmışlık, onca anı…

        Arada hava ısınıyordu; sen gülüyordun. Buralar da ısınıyordu. Bazen her yer soğuyor, sanki kutuplara dönüyordu.

        Sanki ben donuyor, ölüyordum.

        Sabah oluyordu, mutluluk ortalarda yoktu.

        Bu akşam seninle buluşacağım…

⸻⸻

        “Bitti,” dediğinde müziği duyuyordum. Ortada hüzün falan yoktu. İnsanlar dans ederken mutluydu.

        İki masa ötede, sevdiği kıza evlenme teklif eden adamı daha yeni alkışlamıştık.

        Gözlerimden neden yaş geldiğini bilemedim.

        Gözlerine baktım. Belki son kez dans ediyorduk. Kollarımdaydın ama ben, ben olmuştum; sen de sen…

        Her yer sallanıyordu. Sanki deprem olmuştu.

        Ben gidiyordum da hayatım göçük altında kalıyordu…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder