12 Şubat 2012 Pazar

sol-sağ..

1

        Üşüdüm… Hastalanıyorum galiba. Üzerimde bir kırgınlık var. Oysa deli gibi örtünüyorum. Yorganı sol gözümün üzerine kadar çekiyorum.

        Yatağın boş tarafından esen rüzgârlar çarpıyor bana…

6

        Yok, yine hastalık hastalığım tutmadı. “Benimle ilgilen,” diye numaralar da yapmıyorum. Zaten yapıyor olsam da kime yapıyorum?

        Yoksun ki…

        Boş odalar…

        Duvara asılı takvimde mahkeme gününü sayıyorum. Gidişinin dakikaları çok uzaklarda. Her şey yok olmaya yüz tuttu, köşelerde paramparça…

        Hüzün buraları, evin her yanını bastı.

15

        İlk günlerde kendimi kandırdım.

        Filmler, kitaplar, dergiler…

        Özgürlüğün tadını çıkardım. Sana inat, salondaki koltukta bile yattım.

        Evin hâli perişan. Görsen yine bir dünya laf edersin.

        Belki de artık etmezsin…

22

        Sen kendini bizden kurtardın mı? Hiç üzülmüyor, hiç düşünmüyor musun?

        Dostlarınlaydın mutlaka. Seni hiç yalnız bırakmazlar. Belki de hep bu yüzden güçlü kaldın. Hiçbir şeyi tek başına aşmak zorunda kalmadın.

        Baksana şu her şeyi tek başına aşan adama!

        Hayır, hayır, dur…

        Sakın bakma.

38

        “Nasıl bu hâle geldik?” çatışmaları bitti beynimde, kalbimde.

        Anladım ki kendimi savunacak tek bir satırım yok.

        Hâkim bizi tek celsede boşadığında bitecek mi bu dinine yandığımın sevdası?

44

        Hayat bu, bir o yana bir bu yana…

        Yolculuklarımızın hep aynı yöne olacağını sanırdım. Biz hiç ayrılmayacak, birlikte yaşlanacaktık.

        Üstelik gerçek zamanda…

        Böyle genç yaşta saçlarımıza aklar düşmeyecekti. Daha çok uzun zaman mutlu olacaktık.

        Olamadık…

78

        Artık takvimi duvara asmıyorum. Ne günün özlü sözü var ne de yemek tarifi.

        Onlar da yok oldular.

        Bana sağ olmak kaldı.

        Çünkü duygular solda olurdu.

        Sağ olmak, hepsini unuttum demekti…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder